Makaleler< Geri dönün

“Şefkat Estetiği” KUŞEVLERİ

İst. Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları-13 Ocak 2010,s.181-193

KUŞ EVLERİ (1):

Atasözümüz vardır…
“Yuvayı dişi kuş yapar” derler…
Ancak burada anlatacağım kuş evlerinin hiçbirini dişi kuşlar yapmadılar…
Doğaya, çevreye duyarlı, hayvan sevgisi ile dopdolu insanlar, yapı ustaları ve de yapı sahipleri yaptılar…
Dişi kuş ta, erkek kuş ta, küçüğü de büyüğü de hepsi burada oturdular, yaşadılar ve yavrularını dünyaya getirdiler…
Belki de ilk kez kanat çırparak bu yuvalardan uzak diyarlara uçtular…

Osmanlı – Türk geleneksel mimarimizde birçok yapının (camii, medrese, sıbyan mektebi, han, hamam ve evlerin) cephelerinde çok değişik biçim ve anlayışta yer alır bu kuş evleri…
Kimi sadece taştan bir kovuk, kimi ise sanki bir saray yavrusu…
Camii gibi olanda var, köşk gibi olanda…
Şimdi bunlara biraz daha yakından bakalım…

KUŞ EVLERİ NEDEN YAPILIYORDU:

Konuya ilgi duyan araştırmacılara göre daha çok dini nedenlerle kuş evleri inşa ediliyordu… Bu konuda en geniş ve en kapsamlı araştırmayı yapan Malik Aksel’e göre;(2)
“Güvercinlerin, kumruların camii ve şadırvanlar etrafında, sundurmalarda hu hu diye dem çekip baş eğmeleri halk arasında, Tanrı’nın adını zikretmeleri, anmaları manasına geldiğinden kutsallıklara inanılır, bunların avlanmaları günah sayılırdı…”

Yine bu konuda araştırma yapan mimar – arkeolog Lemi Ş. Merey (3) ise “… Kur’an’da güvercin ve serçenin İslamiyet’in yayılışı sırasında Hz. Muhammed’e bazı olaylarda yardımcı olduklarının yazılmış olması, bu kuşların Türklerce de kutsal ve dokunulmaz yaratıklar olarak kabul edilmesini gerektirmiştir.” diyor; İslam anlayışında güvercin ve serçe konusunu ise şöyle açıklıyor:
“Güvercin,
a) Büyük tufan sırasında, tufanın bittiğini kanıtlayacak zeytin dalını Nuh Peygamber’e getirerek, baş kaldıran hayvanlar arasında barışı sağladığından,
b) Düşmanı şahinden can korkusuyla kaçarken, Hz. Muhammed’in kucağına sığınarak oraya yumurtlamasından,
c) Uhud savaşı sırasında Hz. Muhammed’in sığındığı mağaranın girişine iki yabani güvercinin alelacele yuvalanarak oturmaları üzerine takip eden düşmanlar orayı aramaktan vazgeçmişlerdir; böylece düşmanları yanılttığından;
Serçe (ebabil kuşu),
Hz. Muhammed’in doğumu sırasında Kabe’ye saldıran Habeşilere, uçarken gagalarında taşıdıkları taş parçalarını atarak onları yenilgiye uğratarak kaçırttıkları için, kutsal ve dokunulmaz yaratık sayılmışlardır.”
Bunlar dini nedenler…
Ama bence bundan önemlisi sadece kuşlara değil, kedilere, köpeklere, atlara, koyunlara neredeyse birçok doğa yaratığına insancıl duygularla yaklaşıyordu geçmişteki atalarımız…
Bakınız Melik Aksel bu duyarlı yaklaşımı nasıl güzel anlatıyor;
“Eski Türk evleri yalnız insanların barındıkları yerler değil, büyük küçük her çeşit hayvanların da barındıkları yerlerdi. Eski İstanbul panoramasının rengi yeşile çalardı. Hemen hemen her evin

(1) Kuş Evleri, Kuş Köşkü: Kuşların barınması için yapıların cephelerine küçük bir ev evya köşk şeklinde yapılan kuşluklar. Meydan Larousse cilt7 s.672
(2) Malik Aksel, “Eski İstanbul’da Kuş Evleri ve Kuşlar” Türk Folkloru Araştırmaları C. XI. s. 225, İst. 1968 s.4722
(3) Lemiş. Merey “Kuş evleri – Serçe Sarayları” 5. Uluslararası Türk Sanatı Kongresi, Budapest 1978 p.607

bahçesinde meyve ağaçları bulunurdu. Bugün artık bu yeşil renk ortadan kalkmıştır. Yapılar eninden çok boyuna yükselmede, eski bahçelerin yerini apartmanlar almadadır. Köşede bucakta görülen incir ağaçları, çardaklı asmalar, erikler, kayısılar, çitlenbik ağaçları da birer birer sökülmektedirler. Ağaçlar böyle olduğu için hayvanlar da yeni apartmanlarda barınamaz olmuşlardır. Eskiden hayvanlarla insanlar, akrabalar gibi bir arada yaşarlardı. Kediler davetsiz misafirlerdi. Köpekler hakkında hadis olduğu için eve sokulmazdı. Fakat sokakta bunlara ekmek doğranır, hatta adaklar dahi adanırdı. Yarasa, sansar, gelincik ise evin en kuytu köşelerini doldururlardı. Temel yılanına dokunulmaz, görüldüğü, zaman “Şahmelek veya şahmaran başı için bana dokunma” denirdi. İyi kötü her türlü hayvanlara dostluk ve misafirperverlik gösterilir, ayrı ayrı konuklanırdı. Evlerin üst katlarında bir odanın tavanı bitirilmemiş olarak bırakılırdı. Daha doğrusu bitirilen evin, sahibine uğur getirmeyeceği sanılırdı. Ağaçların tepelerinde, bacalarda, leylekler yer tutardı. Çatı aralarında kırlangıçlar, boş tavanlarda örümcekler… şayet örümcekler alınacak olursa öğleden evvel alınmalarına dikkat edilir, öğleden sonra başka yerlerde yuva yapabilsinler diye. Hele kuş yuvalarına el değdirilmez, tedirgin edilmezdi. Yuva bozanın günahı büyüktü. Evin alt kısmında kalan hayvanlarla üst kısmında kalanlar ayrı ayrı değer taşırlardı. Uçucu hafif vücutlular, kanatlılar üst katlardadır. Bunlar kutsal yaratıklardır. Leylek uğurludur. Sıcak memleketlerden geldiği için kendisine hacılık kondurulmuştur. Kumru ve güvercinler kafeste beslenmezler yahut bunları kafeste beslemek günah sayılırdı. Fakat kanarya, saka, ispinoz, flurya, iskete gibi ötücü kuşlar böyle değildi. Papağan, dudukuşu, muhabbet kuşu ise kibar ev ve konakların kuşları idi.”

Kuş Evleri Nerelerde, Hangi Coğrafyada Yapılıyordu…

Mimar, Ozan Cengiz Bektaş’a (4) göre Türkiye dışında pek örneği yok kuş evlerinin… Kaynaklarda, Japonya’nın adı geçse de herhangi bir bilgi ve belgeye ne yazık ki bugüne dek ulaşılamamış… Ülkemizde ise Anadolu ve Trakya’nın büyük bir bölümünde bu türden kuş evlerine rastlamak olası…
Başta İstanbul olmak üzere Edirne, Bursa, Erzurum, Milas, Sivas, Kastamonu, Nevşehir ve Amasya, kuş evlerinin çokça görüldüğü kentlerden…

Hangi Tarihten Bu Yana Kuş Evleri Yapılıyordu…

Kuş evlerinin yapım tarihleri üzerinde bir değerlendirme yapacak olursak yine Lemi Merey’e göre en eski kuş evi örneği M.S. 1375’te görülmektedir. (Tokat Ulu Camii M.S. 1375 – 1380)
O tarihten sonra yaygın biçimde 14., 15., 16., 17., 18. ve hatta 19.yüzyılda bile kuş evlerinin çok değişik ve seçkin örneklerine rastlanmaktadır.
Günümüze ulaşan ve iyi durumdaki az örnek ise daha çok 18. ve 19. yüzyıldan kalma örnekler…
Bunların dışında Hıristiyan alemince de kutsal kuş olarak kabul edilen güvercinler için Ürgüp ve dolaylarında yapılmış, Bizans döneminden kalma kuş evi örnekleri bilinmektedir. (5)
İstanbul’da en eski örnek ise, Fatihte bulunan Mimar Sinan’ın yapısı Bali Paşa Camindeki kuş evidir…(16.yüzyıl) (Bkz. Çizim:1,2 ve Foto:1,2 Özgünlüğü biraz bozulmuş…)

(4) Kuş Evleri, Cengiz Bektaş, Bileşim Yayınları, Mayıs 2004
(5) Meydan Larousse, 7. Cilt s. 672
 

Foto No:1                                                                                                                                                                 Çizim No:1

 
Foto No:2                                                                                                                                                                 Çizim No:2

“İstanbul, Fatih Bali Paşa Cami Kuş Köşkleri”
(İstanbul’daki en eski örnekler, ancak özgünlüğünü büyük ölçüde yitirmiştir.
(Çizim ve Fotoğraflar: Avunduk Mimarlık)

Hangi Yapılarda Yapılıyordu…
Daha öncede değinildiği gibi öncelikle evlerin, saray ve köşklerin, camii ve mescitlerin, sıbyan mektepleri, medrese, türbe, han, hamam, çeşme, köprü ve kilise duvarlarına yapılıyordu kuş evleri…

Ağırlıklı olarak dış cephe duvarlarında ve daha çok saçak altlarına yakın, yüksekçe yerlere yapılırdı…

Cephelerde uygun yer bulunamazsa, küçük baca şeklinde çatılarda da yer alabilir ve kuşlara emin ve güvenli yuvalar olarak hizmet sunarlardı…

Foto No:3
“İstanbul, Haydarpaşa İskelesi Kuş Evleri”
(Fotoğraf: Avunduk Mimarlık-Mimar Kıvılcım Doğdu)

Kuş Evleri Yapımında Kullanılan Malzeme ve Yöntemler Nelerdi…
Kuş evlerin yapımında yapıda duvar düzleminde hangi malzeme kullanılıyorsa taş, tuğla veya mermer, kuş evi yapımında da yine bu tür malzemeler seçiliyordu…
Çok basit taş ovukları kuş evi olarak yapılabildiği gibi, çifte minareli, şerefeli camiyi andırır kuş evleri bile yapılmıştır.
Kuş evlerinde ana yapının mimari üslubuna özenle uyuluyor, camii barok ise kuş evleri de mutlaka barok biçiminde inşa ediliyordu…
Çok özgün bir örnek Üsküdar Selimiye Camii kuş evleri…
Kıble duvarında birbirine simetrik olarak yerleştirilmiş 2 adet kuş evi küfeki taşı ve mermer ile adeta dantel işler gibi heykelimsi bir biçimde yapılmıştır.
Kuşların köşke giriş, çıkış merdivenlerine, basamaklarına kadar bile düşünülmüştür.
(Bkz. Üsküdar Selimiye Camii – Çizim:3)
 
Çizim No:3
“İstanbul, Üsküdar Selimiye Cami Kıble Duvarı Kuş Köşkleri”
  (Çizim: Avunduk Mimarlık)

İstanbul Kocamustafa Paşa – Sünbül Efendi Külliyesindeki kuş çeşmesi ise sadece kuşların su içmesini sağlamak amacı ile yerden iki metre yükseklikte ve masif mermerden sütun şeklinde yapılmış ilginç bir başka örnektir. Kuşlar teklifsizce, ürkmeden, korkmadan camii avlusuna gelmekte, suyunu içmekte, külliye avlusundaki coşkulu mistik yaşama katılmakta idiler… (Bkz. İst. Sünbül Efendi Külliyesi kuş çeşmesi Çizim:4 ve Foto:4)
     
Foto No:4                                                                                                                                                                Çizim No:4
“İstanbul, Kocamustafa Paşa Sünbül Efendi Külliyesi Kuş Çeşmesi”
(Çizim ve Fotoğraflar: Avunduk Mimarlık)

Özellikle İstanbul Üsküdar’da bulunan Ayazma Camii, Selimiye Camii ve Cedit Valide Camileri kuş evi ve köşklerin en güzel örneklerinin görüldüğü yapılardır. (Bkz. Çizim: 5,…30)
     
Çizim No:5                                                                                                                                                    Çizim No:6
  
Çizim No:7                                                                                                                                                       Çizim No:8
   
               Çizim No:9                                  Çizim No:10                                Çizim No:11                      Çizim No:12
 
                       Çizim No:13                                                  Çizim No:14                                                Çizim No:15

                       Çizim No:16                                                  Çizim No:17                                                Çizim No:18

                       Çizim No:19                                                  Çizim No:20                                                Çizim No:21

                       Çizim No:22                                                  Çizim No:23                                                Çizim No:24
 
Çizim No:25                                                                                                                                                         Çizim No:26
 
Çizim No:27                                                                                                                                                          Çizim No:28
 
Çizim No:29                                                                                                                                                             Çizim No:30

“İstanbul, Üsküdar Cedit(Yeni) Valide Camii Çeşitli Kuş Evleri ve Kovukları ”
(Çizim: Avunduk Mimarlık) 

Son Söz Yerine:
2005 yılında İstanbul Üsküdar’da Selimiye Caminin Restorasyon projelerini hazırlarken camii kıble duvarındaki iki adet kuş köşkünü görmüş ve çok etkilenmiştim.
Gösterilen özen ve işçilik olağanüstü idi.
Bu kuş evlerini, zaman zaman yaptığımız biçimde, yeni yıl kartı olarak hazırlamış ve tüm dostlara göndermiştik.
Kart içinde hem yeni yıllarını kutlamış ve hem de sormuştuk.
“Bu topraklarda yaşayan insanlar bir zamanlar kuşları da düşünür, kışın sığınıp, üşümesinler diye, yapılarının (ev, medrese, camii vb. gibi) cephelerine kuş evleri yaparlardı… Acaba gökdelenlerin de kuş evleri var mı...?
O gün veremediğimiz cevabı bugün bu yazı vesilesi ile vermek isterim.
Ne yazık ki ne gökdelenlerin ne yeni alışveriş merkezlerin ve ne de yeni toplu konutların ve daha nice diğerlerinin, hiçbirinin değil bir kuş köşkü veya kuş evi, kuşun tüneyeceği (6) bir deliği bile yok…
Bence daha doğrusu öyle duyarlı bir arayışları, yaklaşımları da yok…
Varsa yoksa onlar için tek amaç minimum maliyet ile maksimum yarar ve yapılaşma hakkını elde edebilmek…
Peki nereye gitti bu toplumun doğaya, çevreye duyarlı, hayvan sevgisi ile dopdolu bireyleri…
Bu güzel insanlar, bu çok sevdikleri kuşların kanatlarına binip uzak diyârlara mı gittiler yoksa.......!

Ağustos 2008
Acar Avunduk / Y. Mimar

(6) tünek: Kuşların, evcil kanatlıların üzerinde oturduğu ya da durduğu dal, çıkıntı, sığınak (M.L. 12. Cilt s. 336)